top of page

MİKRO MANİPÜLASYONUN DERİN İZLERİ

  • Yazarın fotoğrafı: Gri Psikoloji
    Gri Psikoloji
  • 15 Mar
  • 3 dakikada okunur

İnsan ilişkilerinde çoğu zaman açık ve agresif davranışlarla değil, daha ince ve fark edilmesi zor mikro ifadelerle gerçekleşebilir. Bu mikro manipüle davranışlar uzun vadede partnerin duygu düzenlemesini, özsaygısını ve ilişki içindeki konumu yavaş yavaş olumsuz yönde etkiler. Bu yazıda mikro manipülasyonu inceleyeceğiz.


Nedir bu mikro manipülasyon? Açık bir şekilde düşmanca olmayan hatta bazen iyi davranmış olarak görülen ancak bireyin duygusal konumunu, karar vermesini veya özdeğe algısını etkileyen küçük ama tekrarlayıcı davranışlar... Günlük hayatta karşımıza çıkabilecek örnekleri çeşitlidir.


Partnerin söylediğini sistematik şekilde küçümsemek : ‘Abartma, öyle bir şey yaşanmadı.’

Sessiz kalarak cezalandırmak, tartışmadan sonra gün boyu iletişime kesmek.

İltifatla karışık eleştiri : ‘Elbise güzel ama senin bacaklarınla güzel olmamış biraz kilo versen..’ gibi.

Bu davranışlar tek başına masum görülebilir. Ancak tekrarlandığında partnerde olumsuz duygular yaratabilir.


Mikro manipülasyonun temelinde farklı etkenler karşımıza çıkıyor. Klein’a göre birey içsel korku, yetersizlik veya agresyon duygularını partnerine yansıtır. Partner bu duygulara o kadar maruz kalır ki içselleştirir. Günün sonunda sanki bunlar kendi duygularıymış gibi yaşar. Örneğin kendini yetersiz hisseden bir eş partnerine sürekli ‘’Sen zaten beceremezsin’’ ifadeleriyle yaklaşırsa partnerini bu duygunun içine çekmeye başlar.


Kontrol davranışı olarak kaygısını düzenlediğini de savunmuştur. Yani kişinin içsel kaosu o kadar rahatsız edicidir ki bu duygunun hissettirdiği şeyden kaçmak veya azaltmak için küçük kontroller sergiler. Yani burada manipülasyon aslında o bireyin savunmasıdır.


Mahler’e göre sağlıklı ilişki yakınlık ve ayrılık kapasitesinin dengede olmasıyla mümkündür. Mikro manipülasyon bazen bireyleşme sürecindeki eksikliklerden kaynaklanır. Yani manipülatif partner, diğerinin bağımsızlaşmasını tehdit olarak algılar. Çünkü kendi bireyleşmesi tam olarak gerçekleşmemiştir. Bu yüzden sessiz kalma, duygu saklama, aniden geri çekilme gibi mikro davranışlarla kendi terk edilme kaygısını kontrol eder.


Önemli kararları partnerine bırakmamak da gücü elinde tutma isteğinden gelir. Yine burada terk edilme kaygısı bu davranışı harekete geçirir.


Önceki yazımda bahsettiğim Kohut’un kendilik psikolojisini anlamak önemlidir. Çünkü mikro manipülatif kişilerde çoğu zaman kendilik bütünlüğü çok kırılgandır. Onaylanma, aynalanma veya değer görme ihtiyacının karşılandığını hissetmezse partnerini kontrol edici davranışlar sergilemeye başlar.


Sessiz kalmak, eleştirmek gibi minik cezalar aslında manipülatörün kendi değersizlik hissini yönetme arzusundan gelir.

Mikro manipülasyon ilişkide olumsuz birçok sonuçlar getirir.


Kendine güzensizlik ve karar verme zorlukları:

- ‘Doğru mu yapıyorum?’ diye partnerden onay bekleme

- Basit kararlarda bile sessiz kalma

- Risk almaktan kaçınma

- Kendi fikirlerinin önemsiz olduğuna inanma düşüncesi gibi.

Manipüle edilen kişi kendisine ait olmayan yetersiz hissini içselleştirmiştir.


Aşırı uyumluluk ve geri çekilme:

Partner ilişki huzurunu korumak için kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırma eğilimi gösterir.

- Tartışmasın diye geri adım atmak

- Sınırlarını söyleyememek

- Hayatını manipülatif partnere göre şekillendirmek

- İçe kapanık ilişki moduna geçmek

Sonuç olarak bireyleşme kapasitesi zayıflar. Kişi kendi benliğinden uzaklaşarak

partnerinin duygularını önemseyen ve sorumluluğunu alan pozisyona geçer.


Yanlış yapma kaygısı:

Manipülatif partner karşı tarafını en küçük davranışlardan bile suçluluk duygusuna sürükler.

- Her olumsuz olayda kendini suçlama

- Partnerini üzmekten aşırı korkma

- Stabil duyguları bile fazla tepki algılayıp bastırma

- Sürekli özür dileme

Kırılgan öz değerin tam tersi gibidir. Partner kendilik bütünlüğünü kaybetmemek için aşırı uyum gösterir.


Anksiyete artışı ve yetersizlik hissi:

Mikro manipülasyon ilişki görünmez bir tehdit hissi yaratır.

- Sürekli tetikte hissetme ve ruh halini okuma

- Küçük bir davranışın bile ilişkiyi bozacağı korkusu

- Kötü partnerim düşüncesi

- Başarıya rağmen değersiz hissetme

Sessiz cezalandırmalar partnerde nesne kaybı korkusunu tetikler. Eleştiriler, yetersiz hissettirilme kırılgan kendilik duygusunu geliştirir.


Bu gibi daha birçok olumsuz sonuç gelişebilir tabi. Peki manipülasyona uğrayan kişi bunları fark etmiyor mu? Evet..Bu davranışların küçük ve gri alan niteliğinde olmasından kaynaklanır. Bakıldığında açık saldırı veya kötü niyet barındırmaz. Beyin ilişkide bu çatışma yerine uyumu korumaya çalışır. Hatta manipülatif partnerin yansıttığı davranışları öyle içselleştirir ki zamanla sorunun kendinde olduğuna inanmaya başlar. Bu da davranışın daha da görünmez olmasına neden olur.


Bağlanma stilleri de bunların fark edilmemesinde bir etkendir. Özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, ilişkiyi kaybetmemek için tehdit davranışlarını görmekten kaçınır. Kaygılı birey için ilişkiyi sürdürmek, manipülasyonla yüzleşmekten daha önemlidir.


Bireyleşme kuramından bakıldığında kişiler partnerlerinin duygularına o kadar odaklanır ki kendi istek ve ihtiyaçlarını arka plana atar. Bu sayede ilişkideki dengesizliği tek başlarına dengelemeye çalışırlar. Manipülatif davranış fark edilse bile dile getirilmez.


Kendilik psikolojisi ise bunu farklı yönden açıklar. Partnerden gelen onay ihtiyacı, aynalanma, görülme güçlü olduğunda bu davranışların farkına varmak istemez. Çünkü manipülatörü kaybetmek kırılgan benlik için tehdit demektir. Ayrıca bu davranışlar mikro şekilde kademeli ilerlediği için kişi, ilişki dinamiklerinin nasıl değiştiğini fark etmez. Belirsizlik, gel-gitler ve partnerin bazen yakınlaşan bazen uzaklaşan davranışları duygusal yoğunluk yaratır. Bazen kişiler bu dalgalanmaya bağımlı hale gelebilir.


Bu nedenle mikro manipülasyon, ilişkinin görünmeyen ama en yıpratıcı dinamiklerinden biridir. Kişinin benliğini zayıflatır, duygusal özerkliğini azaltır ve ilişkiyi sağlıksız bir bağımlılık döngüsüne sürükler. Fark etmek ve sınır koymak ise iyileşmenin ilk adımıdır.


Yazar: Psikolog Aleyna KAYA

 
 
 

Yorumlar


bottom of page